13 Haziran 2021 Pazar

TUFAN EFSANE Mİ? GERÇEK Mİ? PEKİ OLDU MU? YA HİÇ OLMADIYSA!!





İngiltere'de bir rahip ve jeolog olan William Buckland, 'Jeolojinin Din ile İlişkisi" adlı konferansında, İngiltere ve İskoçya anakarasında bulunan katmanlaşmamış çökellerini, bütün dünyayı kaplayan Nuh Tufanı'nın oluşturduğunu anlatıyor. Bu, 50 yıl boyunca kabul ediliyor. Daha sonra bunların buzul çağından sonraki erimelerden meydana geldiğini kanıtlıyor. 
Yine 1800 yılları içinde, Louis Agassis adlı bir bilim insanı bütün Avrupa'nın ve Hazar Denizi'ne kadar bütün Kuzey Asya'nın buzullarla kaplı olduğu kuramını ortaya atıyor. Bunu, Alp Dağları'ndaki gezileriyle kanıtlamaya çalışıyor ve bunların Tufan'dan kalan izler olduğunu söylüyor. Bu da kabul edilmiyor. Jeologlar, bunların Tufan izleri olmadığını anlatmaya çalıştıklarından, bir süre sonra Dicle Nehri'nde çok büyük bir taşma oluyor. Bağdat şehrinin sokakları 2-3 metre yüksekliğinde çamurla doluyor. Evler, duvarlar yıkılıyor. Sonra da büyük bir açlık başlıyor ve 100 bin kişi ölüyor. 
Buna dayanan araştırıcılar, Mezopotamya'daki Fırat ve Dicle nehirlerinin taşkınlıklarının bıraktığı izler diye yorumlamakta devam ettiler Tufan olayını. Ama yapılan kazılarda bütün alanı kaplayan Tufan kalıntılarına rastlanamadı. M.Ö 2800 yıllarına tarihlenen Ur kral mezarlarını ortaya çıkaran L. Wooley, kazıda bulduğu kalın bir kum tabakasını Tufan'dan kalan iz olarak nitelemiş ve bu gazetelerde büyük bir heyecanla yazılmıştı. Daha sonra oralarda yapılan başka kazılarda aynı tabakanın bulunmayışı üzerine, bunun yerel bir taşkınlıktan ileri geldiği anlaşılmıştı. 
Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi eski Sümeroloji profesörlerinden Emin Bilgiç Tufan hakkında şöyle demiş: "En eski insanlığın ve kainatın yaratılışı ile ilgili kozmogonik inanışın bir parçası olan Tufan efsanesinin gerçekle ilgisi yoktur. Bu inanışın doğa kanunlarına aykırılığı bilinmektedir. Tarih ve bilim açısından sabit değildir(kanıtlanmamıştır). Eski alemin büyük bir kısmına yayılmış olan kavimlerin kaynaklarında ve folklorunda Tufan'ın önemli bir yeri olduğu ve çeşitli jeolojik tabakalarda fosilleri bulunan hayvan türlerinin Tufan sonrasında görülmediği gibi, iddialarla gerçekleştirilmeye çalışılan Tufan'ın en eski yazılı Tufan efsanelerinin kaynağı olan Mezopotamya'da ve başka ülkelerde arkeolojik yönden ve tabiat tarihi ile ilgili bir delil ortaya çıkmamıştır.
Emin Bilgiç, dünya üzerindeki çeşitli yerlerde Tufan şeklinde olan taşkınlıklardan söz ettikten sonra: Genel anlamda Tufan efsanesinin karşılaştırılması, incelenmesi, bunların büyük bir kısmının esas itibarıyla mahalli olaylardan doğduğunu ve hayal gücü ile bunların çok renkli bir hal aldıklarını, seyrek olmak üzere şekil değişikliğine uğradıklarını açık olarak ortaya koymaktadır. 
Son zamanlarda Tufan'ın yeri için yeni bir varsayım ortaya atıldı. Arkeolog Profesör sayın Mehmet Özdoğan'ın Atlas dergisinin Nisan 2006 tarihli 157. sayfasında yayımlanan yazısında, Sümer Tufan olayının Güneydoğu Anadolu'da özellikle Fırat Nehri havzasında meydana gelen taşkınlıklardan kalan anılar olduğu ileri sürülüyor. Bu taşkınlıklar, oralarda yapılan kazılarda bulunan sel kalıntı tabakalarıyla gösteriliyor. Bu kalıntılardan bazıları 2 metre yüksekliğinde büyük çakıllardan oluşuyor. Bunlar ancak çok büyük ve şiddetli bir taşkınlık sonucu olabilirmiş. Bu da Karakaya baraj gölü alanında Kömürhan Boğazı'nın bir deprem veya kayma sonucu tıkanması ve Fırat Nehri'nin sularının bir süre orada tutulması , yine suların sıkıştırılması ile açılarak toplanan suların bir Tufan gibi fışkırması sonucu olabilirmiş. Böyle bir olay, M.S 1600 yıllarında yaşanmış orda. Yazar, daha önceki taşkınlıkları M.Ö 4000-2000 yılları arasına tarihliyor ve Ubeyt tabakasını kapladığını ileri sürüyor.
 "Bu olay olabilir, ama denize doğru akan bu azgın sulara karşı gemi nasıl gidecekti Cudi Dağı'na?
4 Ekim 2007 tarihli sabah gazetesindeki bir haberde, Dağıstanlı Jeolog ve yazar Gadjimuradov, Nuh Tufanı'nın 8000 yıl önce Van Gölü'nde meydana geldiğini, bu Tufan'ın asla bütün dünyayı kaplayan bir Tufan olamayacağını, Atlantis izlerinin de Van Gölü'nde aranması gerektiğini öne sürüyor. Ad kavminin yok olması da buna bağlıymış. 

Prof. Mümin Köksoy, "Karadeniz'de olduğu ileri sürülen Tufan, asla kutsal kitaplardaki Nuh Tufanı olamaz! Nuh Tufanı, aşağı Mezopotamya'da meydana gelen yerel bir Tufan'dır ve yalnız o yöredeki insanları ve canlıları etkilediği kesinlik kazanmıştı" diyor ve onu jeolojik verilerle kanıtlamaya çalışıyor. Ayrıca, Nuh Tufanı bir akarsu tufanıdır. Tufan'dan sonra sular çekilmemiştir. Karadaki insanlar ve hayvanlar yok olmamıştır. diyor; onların bunu Nuh Tufan'ı olarak göstermelerini mantıklı bulmuyor ve bu senaryonun masaldan öteye gitmeyeceğini, temelden yıkılacağını ekliyor. 

Korkut Ata Üniversitesi'nden tarih, dil, arkeoloji ve antropoloji araştırmaları yapan Doç. Aristanberk, Prof. Enis Yakupoğlu ve Dr. Maniyev Tanrıbergen, Doğu Tataristan ile doğu denizinden Çeluge'ye kadar birçok dağ ve tepede, denizden çok uzak olmalarına rağmen midye ve diğer deniz hayvanı fosilleri buluyorlar. Ahmet Yesevi Üniversitesi'nden öğretim üyesi Kenan Yavan, Karadağlarda yaptığı gezilerde Tufan'a ait önemli izler bularak videoya çekmiş ve bunları 2003'te üniversitede göstermiş. O zamanlar bir içdeniz olan Tufan Ovası, daha sonraları ikiye bölünerek Hazar ve Aral gölleri ortaya çıkmış. Geri kalan kısmı da 6000'lerde kurumuş ve bugünkü Turan Ovası'nı meydana getirmiş.

 
Bu çalışmaya, Sümerlilerin yazmış oldukları ve din kitaplarına dünyayı kapladığı şeklinde giren Tufan olayının, Orta Asya'daki büyük taşkınlıklardan kalan anılar olduğu kanıtlardır. Önce Tufan Karadeniz'de, Dicle ve Fırat nehirlerinde olabilme varsayımlarına rastlanır. Bunlara göre son buzul çağından sonra M:Ö 20.000 yıllarında itibaren buzullar erimeye başlıyor. Bu eriyen buzullardan 11000-12000 yıllarında büyük taşkınlıklar oluyor. Bu taşkınlıklardan dolan nehirler vaktiyle Turan Ovası'nı Turan Denizi haline getiriyor. Aral Gölü doluyor., Hazer Denizi'ne ulaşıyor. Hazer'den dolan sular bir taraftan Karadeniz'e akıyor, diğer taraftan Anadolu'da Çoruh Vadisi'ni ağzına kadar dolduruyor; Artvin, Oltu, Narman arası birleşiyor. Van Gölü genişliyor ve Diyarbakır içdenizini oluşturuyor. Ardahan'da şehrin civarında kumul tepeleri olduğunu ve deniz hayvanları fosillerinin bulunduğu söylentiler arasında. Fakat Ardahan İl Çevre Durumu Raporunda bunlar yazılmıyor. 
Azerbaycan'da bir anlatıya göre, Tufan'da suların yükselmesiyle Nahcivan Aras vadisi tamamen su altında kalmış. Uzun süre oralarda yaşam, Karabağlar ve Gemikaya yöresinde sürmüş. O yüzden Türkler, Azerbaycan'da Nahcivan şehrine "Nuhun Yurdu" anlamına gelen "Nuhcivan" demişler.

Sümerlilerin bu olayları kendi yaşadıkları zamandan ne kadar uzak olarak düşündüklerini görüyoruz. Öyle ki, birkaç bin yıl bile değil, binlerce yıl önce. Onların bunu nasıl düşündüklerini insanın aklı almıyor. Sonuca gelirsek sonu derya deniz 😊


Dünyanın yüzeyi 510.100.000m2,
su miktarı 1.386.000.000 km3.
Yeryüzünün tamamen sular altında kalması,
geminin Ağrı Dağı’na oturması için 5.173m. yükselmesi gerek.
Bu su nereden geldi ve nereye gitti arkadaşlar ???
 
Kısacası Azerbaycan'dan Kazakistan'a, Sümer'den Yunan'a, İran'dan Hindistan'a kadar herkesin kendince bir Tufan Efsanesi var. Ben izah-ı hakikatte bulunup aradan çekiliyorum.
 Teşekkürler Sevgili Okur 💗

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

TUFAN EFSANE Mİ? GERÇEK Mİ? PEKİ OLDU MU? YA HİÇ OLMADIYSA!!

İngiltere'de bir rahip ve jeolog olan William Buckland, 'Jeolojinin Din ile İlişkisi" adlı konferansında, İngiltere ve İskoçya ...